|
Written by Administrator
|
|
Friday, 05 December 2008 02:53 |
Türkiye’de kalkınmanın planlanmasını ve her türlü makro ölçekli kamusal projenin tasarımını Devletin gerçekleştirdiği, yalnızca uygulamalarda özel kesimden yararlanıldığı, dolayısıyla kamu yönetiminin planlama, denetim ve danışmanlık fonksiyonlarını üstlenecek sivil organizasyonların varolmadığı 1980’li yılların sonlarına kadar, önemli uzman birikimi Devlet içinde oluşmakta; Devlet dışına çıkan uzmanlar bu birikimi ancak firmalara mikro ölçekte sunabilmekteydiler. 1990’lı yıllarda ise katılımcı yönetim anlayışını zorlayan liberalleşme sürecinin sonucu olarak kamusal nitelikteki proje ve danışmanlık hizmetlerinin sivil organizasyonlardan sağlanabileceği bilinci giderek yerleşmeye başlamış; bir yandan sivil toplum örgütleri artan biçimde toplumsal sorumlulukları üstlenirken diğer yandan önce Devletin, sonra uluslararası kuruluşların yarattığı talep, danışmanlık firmalarının oluşumuna zemin yaratmıştır. Bu zeminde öncülüğü, yabancı denetim ve danışmanlık firmaları, genellikle Devletten ayrılan uzmanları bünyelerine katarak açtıkları Türkiye ofisleriyle yapmışlardır. Bugün artık, Türkiye koşullarını çok iyi özümsemiş çoğunlukla Devlet, bir ölçüde üniversite ve özel kesim kaynaklı yetişmiş işgücü, birikimlerini bağımsız biçimde yalnız firmalara değil, Devlete veya uluslararası kuruluşlara da sunarak değerlendirmek istemekte; yabancı meslektaşlarıyla karşılıklı bilgi paylaşabilecekleri işbirlikleriyle sinerji yaratmayı zorunlu bulmaktadır. SONAR DANIŞMANLIK’ın misyonu, işte bu niyetten hareketle tanımlanmıştır.
|